Biyoçeşitlilik

Biyoçeşitlilik

Biyoçeşitlilik dünya üzerindeki yaşamı oluşturan kara, deniz, su kaynakları ve onların bileşenleri olan ekosistem, tür toplulukları ile organizmalar arasındaki tür içi çeşitliliği, canlılar arasındaki farklılıkları ve birbirleriyle olan ilişkilerini ifade eder (Karaküçük ve Akgül, 2016). Bir başka deyişle biyoçeşitlilik; bir bölgedeki genlerin, türlerin, ekosistemlerin ve ekolojik olayların oluşturduğu bütündür.

Biyoçeşitlilik üç farklı kategoride ele alınır. Bunlar genetik çeşitlilik, tür çeşitliliği ve ekosistem çeşitliliğidir.

Genetik Çeşitlilik

Aynı türe ait olan bireylerin değişik koşullara uyum sağlayabilmek için yaşadığı değişimleri içeren, genetik farklılıklardır. Dünya üzerindeki hemen hemen tüm canlılar, milyonlarca yıldır değişim halindedir. Aynı türün, farklı coğrafyalarda farklı özellikler gösterdiği de bilinmektedir. Genetik çeşitlilik belli bir tür, popülasyon, alt tür ya da ırk içindeki gen farklılığıyla ölçülür.

Tür Çeşitliliği

Belli bir bölgedeki ya da tüm dünyadaki türlerin farklılığını ifade eder. Tür; genetik olarak birbirine benzeyen, dış görünüşlerinde de önemli farklılıklar bulunmayan organizmaları ifade eder. Türler karşılıklı etkileşimlerle üreme ve çoğalma kabiliyetine sahiptir. Örneğin iki kedinin çiftleşmesi sonucu, yavru bir kedi ortaya çıkar ve kedi türünün devamlılığı sağlanır. Genellikle aynı türün üyeleri çiftleşir. Ancak bazı durumlar buna istisna oluşturabilmektedir. Örneğin at ile eşeğin çiftleşmesi sonucu katır ortaya çıkar. 

Dünyada sayılıp tanımlanabilmiş tür sayısı 1.740.330’dur. Türkiye’de ise bu sayı 76.539 olarak kayıtlara geçmiştir. Ancak bilim adamlarınca henüz tanımlanamamış milyonlarca türün olduğu tahmin edilmektedir. 

Tür çeşitliliği, yaşamsal açıdan büyük önem taşır. Tarım, sanayi, tıp, eczacılık gibi alanlarda değişik türler hammadde kaynağıdır. Ayrıca ekonomik değeri olan bitki ve hayvanların gen rezervi durumunda olan tür toplulukları vardır. Değişik türler karşılıklı etkileşimleri çerçevesinde biyosferin devamlılığını sağlar. Türlerden birinde eksilme olduğunda bütün ekosistem etkilenir ve doğal dengede bozulma olur. 

Günümüzde sanayi, tarım ve diğer insan faaliyetleri sonucunda soyları tükenme riskiyle karşı karşıya olan ya da nüfusları azalmakta olan birçok tür vardır. 

Ekosistem Çeşitliliği

Belirli bir bölgede bulunan canlı ve cansız varlıkların karşılıklı etkileşimleri sonucu oluşan sisteme ekosistem denir. Ekosistem değişik bitki, hayvan, mantar ve mikroorganizma gibi canlı dinamik türler ile birlikte; bu türlerin karşılıklı etkileşimlerini etkileyen cansız varlıklar veya süreçleri de içerir. Dünyadaki bütün ekosistemler birleştirildiğinde dünya ekosistemi oluşur. Dolayısıyla dünya ekosistemi, çok sayıda alt sistemden oluşan ve bu sistemlerin birbirleriyle etkileşimde bulunması sonucu varlığını devam ettiren bir olgudur. Aynı şekilde her ekosistemin bireyleri kendi içinde de karşılıklı etkileşim içinde bulunur. Ekosistem düzeyindeki biyolojik çeşitlilik besin zincirinin ve enerji akışının korunmasını sağlar. Bu düzeyde yalnızca türlerin veya türlerin oluşturduğu grupların değil, özelliklerin ve süreçlerin de korunması gerekliliği ortaya çıkar.  


BİYOÇEŞİTLİLİĞİN FAYDALARI

Biyoçeşitlilik ekosistemleri dengede tutar, dünya üzerindeki yaşamsal faaliyetlerin düzenli bir şekilde devamlılığını sağlar. Ekosistemlerde, dolayısıyla da biyoçeşitlilikte yaşanan azalmalar dünya dengesinde bozulmalara yol açar.

Biyoçeşitliliğin fiziksel, ekonomik ve sosyal faydaları vardır. İnsanlar değişik bitki ve hayvan türlerini hem beslenme ihtiyacında hem de barınma, ısınma, gündelik araçlar, işler gibi birtakım faaliyetlerinde kullanır. Ayrıca ekosistemlerde yaşanan döngü bizlere yaşanılabilir bir dünya sunar. Biyoçeşitliliği oluşturan canlılar birçok alanda (sağlık, tarım, sanayi, teknoloji vb) hammadde olarak kullanılırlar. Dolayısıyla biyoçeşitliliğin zengin olduğu ülkelere ekonomik yönden ayrıcalıklar sağlar. Tüm bunların yanı sıra, rekreatif etkinliklere kaynak oluştururlar.

Bitkiler;

♦ Diğer canlılar için beslenme ve barınma ortamı sağlayarak ekosistemlerin devamlılığını sağlar.
♦ Yaşam için gerekli olan oksijeni üretir.
♦ Heyelan ve erozyon gibi doğa olaylarını önler.
♦ Toprağa organik madde kazandırır, toprak verimliliğinin korunmasını sağlar.

Hayvanlar;

♦ Gıda ve giyim gibi temel fizyolojik ihtiyaçlar için kullanılır.
♦ Tıpta kobay amaçlı kullanılırlar.
♦ Taşımacılık gibi gündelik faaliyetlerde kullanılırlar.
♦ Bazı böcekler bitkilerin tozlaşmasını sağlayarak bitki yaşamının sürdürülebilirliğini ve ekosistemlerin devamlılığını sağlar. Organik madderin ayrıştırılmasını ve yeniden doğaya kazandırılmasını sağlar.
♦ Değişik hayvanlar, diğer hayvanların besin kaynağı olarak besin zincirinin devamlılığını sağlar.


BİYOÇEŞİTLİLİĞE ETKİ EDEN FAKTÖRLER

İklim, yer şekilleri, toprak, coğrafik yerleşim gibi cansız faktörler ile insanlar, hayvanlar, bitkiler, mantarlar, mikroorganizmalar gibi canlı faktörler biyoçeşitliliği etkiler. Özellikle iklim ve yağış en önemli etkendir. Bol yağış ve sıcak-ılıman iklime sahip yerlerde biyolojik çeşitlilik daha fazladır. Deniz seviyesinden yukarılara çıkıldıkça ve yerkürenin merkezine inildikçe tür çeşitliliği azalır. Topraktaki canlıların büyük bölümü toprak yüzeyi ile toprak yüzeyinden itibaren 40 cm derinlikte yaşamaktadır. Yapılan araştırmalarda toprak yüzeyinden itibaren en fazla 10 metre derinliğe kadar canlı izine rastlanmıştır. Deniz ve göllerde ise canlıların büyük bölümü çok derinlerde yaşamaz.  Toprak yüzeyinden itibaren yukarı çıkıldıkça ise, canlıların büyük bölümü 117 metre yüksekliğe kadar yaşarlar. Bundan daha yüksek seviyelerde canlılar geçici olarak yaşarlar, ancak bunların sayısı çok azdır. Bir bölgedeki sıcaklık, nem, rüzgar, toprak gibi çevresel faktörler ne kadar değişiklik gösterirse, biyoçeşitlilik o kadar farklılaşır.

Biyoçeşitliliğe etki eden ‘insan’ faktörüne ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Zira insan, biyoçeşitliliği oluşturan hayvan, bitki ve diğer değişik türlerden işine yarayanları çoğaltma, koruma eğiliminde iken; işine yaramayanları yok etme ve zarar verme eğilimindedir. Bütünsellik yaklaşımı çerçevesinde ele alındığında, ekosistemlerde yaşanan eksilmeler bütün ekosistemi etkilemekte ve besin zinciri, enerji akımı, madde döngüsüne zarar vermektedir. Bu da doğal dengeyi bozmaktadır. Günümüzde özellikle sanayi alanındaki gelişmelerin yol açtığı çevre sorunları dünyadaki yaşamı büyük oranda etkiler hale gelmiş ve zorunlu olarak bu konuda hükümetleri, sivil toplum örgütlerini ve diğer kuruluşları farkındalık yaratmaya itmektedir. İnsanlar bir yandan doğaya fütursuzca zarar verirken, diğer yandan bu zarardan etkilendikleri için verdikleri zararı telafi etmeye çalışmaktadır. Ancak bunların telafisi bazı durumlarda mümkün olmamaktadır. Yapılan araştırmalar dünyadaki tüm canlı türlerinin dörtte birinin şimdiden soy tükenmesiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Birçok canlı türü de sağlıksız ve değişik tehditler altında yaşamlarını sürdürmektedir. 

Yararlanılan Kaynaklar:

– Karaküçük, S. ve Akgül, M. (2016). Rekreasyon ve Çevre, Gazi Kitabevi, Ankara.
– http://www.tavsiyeediyorum.com/uzmanyazisi_997.htm , Erişim Tarihi: 25.04.2017
– http://www.nedir.com/biyo%C3%A7e%C5%9Fitlilik , Erişim Tarihi: 25.04.2017

Benzer Gönderiler

Mesut Özdemir hakkında

Gazi Üniversitesi Rekreasyon Bölümü 4. sınıf, Anadolu Üniversitesi Menkul Kıymetler ve Sermaye Piyasası Bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Rekreasyon, spor, çevre, turizm, kültür, sanat dallarında yazılar yazarak, güncel bilgileri siz değerli takipçilerimize aktarmaya çalışıyorum.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*